İnsanoğlu'nun önemli bir kısmı, bin yıllardır içinde yaşadığımız gezegenin ve evrenin, çok büyük bir güç tarafından yaratıldığını iddia etmektedir. Bu yazıda böyle bir gücün varlığının, varolduğu iddiası üzerinden nasıl sorgulandığını okuyacaksınız.
Öncelikle iddianın ne olduğuna bir bakalım. Ortada hiçbir şey yokken, bir güç çıkıp, evreni var ediyor. İddia aynen böyle. Ayrıca insanın böyle bir gücü asla kavrayamayacağı da bu iddiaya ekleniyor. Fakat burada görmezden gelinen nokta şu; böyle bir güç evreni varediyorsa, bir bilince sahip olması gereklidir. Çünkü; yaratmak için yaratma bilgisine sahip olmalıdır. Ki iddia bunu da içeriyor. Ama şunu görmezden geliyor. Bilinç kendi kendine oluşamaz. Bu noktada sorulması gereken soru ise şudur; bilincin oluşması için gerekli olan şey/şeyler nedir?
Bilincin oluşabilmesi için gerekli olan ilk şey maddedir. Yani bir yaratıcının evreni yaratacak bir bilince sahip olması demek evrenin oluşumundan önce de maddenin varolması demektir. Bu da bizi astrofizik biliminin bulgularıyla çelişkiye düşürüyor. Çünkü maddenin Big-Bang'den yaklaşık 300.000 yıl sonra ortaya çıktığını biliyoruz. Bu durumda yaratıcı olduğu iddia edilen gücün, evreni yaratacak bilince sahip olması mümkün değil. Bu bilince erişebilmesi için, yaklaşık 300.000 yıl geçmesi gerekiyor. Böylesi bir durumda da o gücün evreni yarattığı iddiası da çöpe gidiyor haliyle.
Bilinç konusunda söyledğimiz ikinci şeyse bilincin kendi kendine oluşamayacağıydı. Bu da bizi evrim düşüncesine götürüyor. Canlılardaki bilincin yaklaşık 3.8 milyar yıllık bir evrim süreci içerisinde birikimli seçilim yoluyla ortaya çıktığını biliyoruz. Fakat yaratıcının varolduğu iddiası, böyle bir bilincin kendi kendine oluştuğundan bahsediyor.
Varolduğu iddia edilen bir yaratıcının bilince sahip olması konusundaki itirazlarımıza, iddia sahipleri genelde, onun ruhani ya da doğaüstü bir varlık olduğu iddiasını öne sürüyorlar. Fakat burada yine çok basit ve bir o kadar da önemli bir fizik kuralını görmezden geliyorlar. O da şu; "Maddeye etki eden herşey ölçülebilir". Bu durumda eğer iddia edildiği gibi bir yaratıcı varsa ve evreni yaratmışsa ve yaratma işlemi halâ devam ediyorsa (ki iddia bunu da içeriyor), madde üzerindeki etkilerini ölçebilmeliyiz. Fakat nedense bir türlü böyle bir etkiyi gözlemiyor ya da sınayamıyoruz. Nedeni çok belli; evrenin ve içerisindeki herşeyin yaratıldığına dair en ufak bir kanıt yok. Bu yüzden de yaratıcı iddiası kanıtlara dayanmayan, "evren ne kadar büyük, ne kadar düzenli(!!!), mutlaka bir yaratıcısı olmalı, vb." şeklindeki spekülasyonlardan öteye geçemiyor.
Şimdi sıra sorularımızda. Bilimsel düşünceyi baz alarak biraz beyin jimnastiği yapalım;
1) Eğer bir yaratıcı varsa, bilince sahip olmadan(henüz madde olmadığı için), evreni yaratacak bilgiye ve bunu kullanma beceresine nasıl ulaşmıştır?
2) Madde oluştuktan sonra, yani evrenin oluşumu üzerinden ancak 300.000 yıl geçtikten sonra bilince sahip olabilecek bir gücün yaratıcılığından nasıl bahsedilebilinir?
3) Yaratıcı iddiasını savunan bazı iddia sahipleri, maddeye olan etkisini asla öleçemeyeceğimizi çünkü yaratıcının kendini sakladığını iddia etmektedirler. Varolduğu iddia edilen böyle bir güç neden kendini saklama gereği duymaktadır?
4) Varolduğu iddia edilen yaratıcının maddeye olan etkisini neden ölçemiyoruz? Maddeye etki edememekte midir? Edemiyorsa, yaratıcılığından nasıl söz edilebilinir?
Sorular çoğaltılabilinir. Varmak istediğim sonuç ise şudur; evrenin yaratıldığına dair elimizde somut en ufak bir kanıt bile yoktur. Bu durumda evrenin yaratıldığını iddia etmek bilim dışı bir iddia ve mantığı görmezden gelen bir şartlanma olmaktan öteye geçememektedir.
1 Nisan 2009 Çarşamba
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder