1 Nisan 2009 Çarşamba

Cennet Nerededir? Bir Eski Ahit Eleştirisi 2...

Eski Ahit'in cennet ya da "Aden Bahçesi" ile ilgili betimlemelerine yönelik eleştirilerimize devam ediyoruz. Bu sefer inceleyeceğimiz kısım, Yaratılış - Bölüm 3'ten! Adem ve Havva'nın yasak ağacın meyvesini yedikten hemen sonraki olaylara şöyle bir göz atalım;

...6 Kadın ağacın güzel, meyvesinin yemek için uygun ve bilgelik kazanmak için çekici olduğunu gördü. Meyveyi koparıp yedi. Yanındaki kocasına verdi, o da yedi.

7 İkisinin de gözleri açıldı. Çıplak olduklarını anladılar. Bu yüzden incir yaprakları dikip kendilerine önlük yaptılar.

8 Derken, günün serinliğinde bahçede yürüyen RAB Tanrı'nın sesini duydular. O'ndan kaçıp ağaçların arasına gizlendiler.

9 RAB Tanrı Adem'e, "Neredesin?" diye seslendi.

10 Adem, "Bahçede sesini duyunca korktum. Çünkü çıplaktım, bu yüzden gizlendim" dedi.

11 RAB Tanrı, "Çıplak olduğunu sana kim söyledi?" diye sordu, "Sana meyvesini yeme dediğim ağaçtan mı yedin?"

12 Adem, "Yanıma koyduğun kadın ağacın meyvesini bana verdi, ben de yedim" diye yanıtladı.

13 RAB Tanrı kadına, "Nedir bu yaptığın?" diye sordu. Kadın, "Yılan beni aldattı, o yüzden yedim" diye karşılık verdi.

14 Bunun üzerine RAB Tanrı yılana, "Bu yaptığından ötürü Bütün evcil ve yabanıl hayvanların En lanetlisi sen olacaksın" dedi, "Karnının üzerinde sürünecek, Yaşamın boyunca toprak yiyeceksin...


3. bölümde; bir önceki bölümde yeri belirtilmiş(?!?) olan cennet hakkında, biraz daha detaylı bilgiye sahip oluyoruz. En önemli detay, 4 büyük ırmağa sahip olmasından dolayı herhalde, cennette çeşitli ağaçların yetişmesi. İncir gibi. Daha da ilginci, cennetteki çeşitli hava olaylarına ve gündüz-gece kavramlarına atıfta bulunulması. Örneğin; RAB Tanrı'nın günün serinliğinde bahçede yürümesi. Buradan, cennette rüzgârların ya da hava akımının varolduğunu ve orayı serin bir yer haline getirebildiğini, aynı zamanda bunun zıttı olarak sıcak zamanların da varolduğunu anlıyoruz. Ayrıca "günün serinliği" tamlaması bize, gecenin de varolduğunu ve buna bağlı olarak, gece-gündüz dönüşümünün yaşandığını ortaya koyuyor.

Gelelim olaylardaki mantık hatalarına! Öncelikle bu bölümde RAB Tanrı gerçekten de küçültülmüş. Adem ve Havva ağaçların arkasına saklandıklarında onları bulamayıp; Adem'e "Neredesin?" diye sorma ihtiyacı hissediyor. Herşeyi bilme yetisine sahip olduğu iddia edilen bir varlık, Adem ve Havva'nın, nerede olduğunu, yılanın onlara ağaçtan meyve yemelerini söylediğini, çıplak olduklarını nasıl bildiklerini soruyor. Oysa bu soruların cevabını zaten biliyor olması gerekirdi. Cevabını bildiği soruları soruyorsa eğer, RAB Tanrı ya Adem ve Havva'yla dalga geçiyor ya da gerçekten psikolojik sorunları var.

Konumuz RAB Tanrı'nın psikolojik sorunları olmadığına göre, cennetteki diğer ilginçliklerle devam edelim. RAB Tanrı, yılanın Adem ve Havva'yı aldattığını, Havva'dan öğrendikten sonra, yılanı lanetliyor ve kurduğu cümlede şu garip kısmı belirtiyor; " Karnının üzerinde sürünecek..." Bu durumda yılanın o ana kadar aslında sürüngen olmayan bir canlı olduğunu öğreniyoruz. Burada Eski Ahit'in bilimin bulgularıyla bir kez daha çeliştiği gözler önüne seriliyor. Çünkü yılanlar, insan türlerinin oluşumundan çok önce zaten birer sürüngendiler. Fakat yılanın yaşamını sürüngen olarak devam ettirmesi için lanetlenmesinden önceki anatomisi hakkında Eski Ahit herhangi bir açıklama getirmemiş.

Son olarak, bir gariplik daha, Adem ve Havva incir yapraklarını dikiyorlar. Bu durumda cennette aylak aylak gezen bu çiftin, dikiş dikmeyi, incir yapraklarını dikmek için ne kullandıklarını ve bunu nasıl öğrendiklerini de Eski Ahit'te göremiyoruz. Tabi bir de Havva'nın yasak ağacın meyvesinin yenebilecek olgunluğa eriştiğini anlaması konusu var ki, Havva'nın bu engin botanik bilgisine de nereden ulaştığı Eski Ahit'te maalesef belirtilmemiş.

Sorularımızı sormaya başlayabiliriz;

1) Cennet'te hava olayları oluyorsa; yağmur, fırtına, dolu, kar, çığ, kırağı, hortum, kasırga, don, kuraklık, çöl sıcaklıkları, vd. yaşanacak mdıır? Bu durumda cennete gidecek insanların ruhları(!!!) bu hava olaylarından nasıl etkileneceklerdir? Nasıl korunacaklardır?

2) Cennet'te gün, gece-gündüz kavramından bahsedilmiş. Bu durumda cennetin gerçekten de bir gezegen üzerinde bulunuyor ve kendi etrafında belirli bir sürede dönüyor demektir. Bu durumda; Cennet hangi gezegendedir? Bu gezegen yıldızının etrafında ve kendi etrafında ne kadar sürede dönmektedir? Ayrıca bu durumda Cennet'te zaman kavramı ortaya çıkmaktadır. O halde sonsuz yaşamdan nasıl bahsedilebilir?

3) Çıplak olduklarını farkedemeyecek kadar aptal olan Adem ve Havva, incir yapraklarını nasıl dikmişlerdir? Dikiş dikmeyi, dikiş yapacakları aletleri, muhtemelen iğne/iğneleri, nereden bulmuşlardır? En önemlisi de dikiş dikmeyi nasıl öğrenmişlerdir?

4) Çıplak olduğunu bile farkedemeyen Havva'nın bu engin botanik bilgisi nereden gelmektedir?

5) RAB Tanrı nasıl oluyor da, ağaçların arkasında saklanmış olan Adem ve Havva'yı bulamıyor ve onlara "Neredesin?" diye soru soruyor? Diğer sorular da dahil, herşeye gücü yeten ve herşeyi bilen RAB Tanrı, neden cevabını bildiği soruları soruyor?

Eski Ahit eleştirisi devam edecek...

Hiç yorum yok: